kurmaca yolculuğun izinde

Sanat, edebiyat ve düşün yazıları

Yazının Tanıklığı/Tanıklığın Yazıları  

Barış ve Umut/Emin SALMAN

Barış ve Umut/Emin SALMAN

Peri masallarındaki prenslerin ve prenseslerin mutluluklarının gizemine dalıyorum. Sahiden yaşandı mı o masallarda anlatılanlar. İnsanlar sakin ve sessizce izledi mi, tahammül edebildi mi… Kavgalardan fırsat bulup tadına varabildi mi…

Devamını Okuyun  
Sıcacık Bir Gülümseyişti/Emine AYDOĞDU

Sıcacık Bir Gülümseyişti/Emine AYDOĞDU

Çocukluk günlerinde hava çiçek kokardı. O ılık, yumuşak ve rahatlatıcı koku, sanki denizden geliyordu; oysaki bu kentte deniz yoktu. Denizin kıyısında oynar gibi gülümserdin. Karalanmış bir şiirin en aykırı dizesi gibi duran çocuksu gülümsemen, yanaklarına yayılınca, yüzünde sabah güneşinin ilk ışıklarının yansımasını hissederdim.

Devamını Okuyun  
Manto/Şeyda APAYDIN

Manto/Şeyda APAYDIN

Eskiden içerideki kalabalık yüzünden hep gıcırdayan ahşap zemin, artık sadece Semih Usta ortaya doğru yürürse inleyerek cevap veriyordu. Tahta masalarda bir zamanlar canlı renkleriyle göz alan plastik çiçekler bile solmuştu. Kalın yuvarlak arkalıklarıyla müşterileri kucaklayan ağır ahşap sandalyeler boştu.

Devamını Okuyun  
Akıbet/Ümit Ahmet DUMAN

Akıbet/Ümit Ahmet DUMAN

İlk zamanlar gerçekten benim oyuncaklarımla onun yönettiği, birbirimize rolleri dağıttığı eğlenceli oyunlar oynuyorduk. Zamanla arkadaşlarımla oynadığımız evcilik oyunlarımız hakkında sorular sormaya başladığında daha az oyuna, daha çok konuşmaya vakit ayırmaya başlamıştık.

Devamını Okuyun  

"KADIN, SANAT, ÖZGÜRLÜK"

  • Feb 24, 2024

Anlatılan her hikaye bulunmuş mudur? Bulunur, bulunacaktır. Bulduğumuzda anlatılacaktır. Çünkü bütün hikayeler yaşanmalıdır.

  • Jan 30, 2024

İnsan olanı severim, olamamışını sevmeye zorlanırım. Ama vazgeçmem sevmekten. Çünkü sevmek bana aittir. Bu bir marifettir. Ancak yanıltır. Ve marifeti kendinden bilenleri türetir etrafında. Olsun, ben yorulurum, gücenirim ama vazgeçmem sevmekten. Sinyali verir ve saparım yeni yollara. Şöyle bir bakarım, dinlerim ve dokunurum. Koklarım…

  • Jan 20, 2024

O sırada ilginç bir şey oldu. Birden ortalığı aydınlatan ışığa doğru gözlerini çevirdi, Aman Allah’ım! O da ne? Havada, fırından uçup gelen kocaman alevlerle dolu büyük bir tahta parçası, okulun bahçesine doğru uçarak geliyordu. Koşarak oğluna doğru gitti. Alevler içindeki büyük tahta parçası tam oğluna çarpacakken eliyle hızlı bir şekilde tahtayı vurarak uzaklaştırmaya çalıştı.

  • Jan 9, 2024

Aslında çok da fena bir şey değil evinde, yatağında ölmek. Yaşım da uygun. Hatta cenazede, doğum tarihimi görünce o siyah tenekede ooo, bayağı da yaşlıymış diyecekler, acımaktan bile vazgeçecekler biliyorum. İyi de benim bunlardan zaten haberim olmayacak.

Kitap/Düşün/Sanat/ Sayfa Editörü: Erinç BÜYÜKAŞIK

Yas Günlüğü/Mevlüt Âsar

Ölüm, aynı zamanda geride kalanları yaşam, yaşamın anlamı ya da anlamsızlığı üzerine düşündür. Bu bağlamda hem edebiyatın hem de felsefenin önemli bir ilgi alanıdır. Bir çok yazar ve şair yapıtlarında ölümü, ölümün, insanın sosyal, bedensel ve tinsel yaşamına yaptığı etkilerini işlemişler, “ölümsüz” eserler bırakmışlardır.

Devamını Okuyun

Velhasıl Bursa, Anılardan İbarettir/Seyhan Can

Lâmiî Çelebi, eserinde önce padişahı över, sonra da Bursa’nın tarihi ve doğal güzelliklerini… 16. Yüzyıl Bursa’sı günümüz Bursa’sından çok farklıdır. Şehrin her tarafı cennet misali çimenli bahçeler, yonca tarlaları ve sebze bahçeleriyle bezenmiştir. “Şehrengiz”i okuduğumuzda anlarız ki Bursa, “yeşil”dir.

Devamını Okuyun

Öngörülür Bir Distopyanın Habercisi Olarak Kafka Metinleri/Erinç BÜYÜKAŞIK

Nitekim Kafka, hamam böceği benzetmesiyle Gregor’un toplumun diğer bireyleri tarafından hangi şekilde algılandığının somutlaştırılmasını sağlamaktadır. Gregor, toplumda dezavantajlı, dışlanmış bir bireyi temsil etmektedir.

Devamını Okuyun

Gerçeküstülüğün Gerçekliği/Havva AĞRAL

İnsanların resim yapma eylemi, üst Paleolitik Dönem’de başladığı tespit edilmiştir. İlk başlarda muhtemelen kendi bedenlerinin ve hayvan formlarının gölgeleriyle kontur çizerek başlamış olabilecekleri düşünülmekte ve bu süreçte çerçeveleme yeteneğini de öğrendikleri düşünülmektedir. Sanatın ilk evi, atalarımızın mağaralarıydı. Dil ve görsel ifade aracılığıyla, insanların anlattığı bir şeyler vardı. Bu insanların bir derdi vardı. Arkaik insanların sorunları, hayatta kalma mücadelesi, doğayla başa çıkma çabası ve vahşi ortamdan korunma ihtiyacıydı. Belki de mağaralarda hissettikleri sıkıntılar, bu dönemdeki sanatın bir yansımasıydı.

Devamını Okuyun

Kabuk Bağlamayacak Yara : 04.17/Selman BÜYÜKAŞIK

Son iki bin yılda, hatta son seksen, doksan yılda yaşanan depremleri, sel felaketlerini düşünüyorum ve asrın felaketi şimdilik bu son depremi. Asıl sorumluları, onların iğrenç yalanlarını, sorumlu bakanın depremden iki ay sonra ‘hayat normale döndü’ sözlerini, pişkinliklerini… Peki, insanımızın hiç mi suçu yok? O çürük binaları kim yaptı, kim yaptırdı? O rezil imar aflarını kim istedi, kim alkışladı? Ve haliyle bu felakette yine en ağır faturayı yoksul, güçsüz ve çoğu masum insanımız ödedi.

Devamını Okuyun

Ankara Sanat Tiyatrosu Üzerine/Levent ARIÇ

Ankara Sanat Tiyatrosunun, 90'larda Bir Halk Düşmanı oyununu sahnelediği için devlet yardımı kesildi. O yıllardan beridir seyircilerin desteğiyle ayakta durmaktadır. Bu ülkede devrimci sanat yapmak dile kolay, her türlü baskıyı göze alıyorsun; Ankara Sanat Tiyatrosunun salonları bile yasaklandı, yeri geldi sinema ve düğün salonlarından oynadılar oyunlarını, yeri geldi sokaklarda, fabrika, okul önlerinde. Ama hep omurgalı oldular, sanat için geri adım atmaladılar.

Devamını Okuyun

Sinema ve Edebiyat Yazıları/Sayfa Editörü: Fatma ALTUN

Kapana Kısılmanın Filmini Yapmak/Havva Ağral

Nüfus dağılımı, göçerler ile yerleşiklerin kavgaları, ekonominin icadı ve yoğunlaşması, suç, ceza ve ödül denkleminde toplumsal çürümenin daha sık görüldüğü bir denge problemi yaratıyordu. Şöyle de söyleyebiliriz; yeni yerlerin işgali kahramanlıklar, yükselişler olurken ekonomik çöküşler çürüme ve suçun ağırlık kazandığı dönemlere denk düşüyordu. Böyle olunca da dekadan anlatılar ağırlık kazanıyordu. Ancak kapalı mekânlar daha evrensel bir amacı var gibi.

Devamını Okuyun  

2023'e Dair Film Notları/Tevfik Eraslan

Görsel görünümü Frederick Remmington tarafından 19. yüzyılda Batı'daki kovboy, yerli ve askerler hakkında yapılan resimlerden esinlen film Jonathan Raymond'un "The Half-Life" adlı kitabına dayanıyor. - Bu topraklarda daha önce görmediğim bir şey görüyorum. Şimdiye kadar hemen hemen her yere yerleşildi. Ama burası hala yeni, burada kafa yorabileceğinden daha fazla isimsiz şey var!

Devamını Okuyun  

Ötekinin izinde: Öteki Diyarlar Ötekileştirme ve Öteki Sanat/Havva AĞRAL

İnsan varlığının kendindeki öteki ile mücadelesi, benliğin tekrar tekrar kırılıp yapılanması üzerinedir diyebiliriz. İnsan kendi neslinde dualist bir varlıkken kendindeki kötüyü yansıtma ile ifade etmeye çalışıyor. Bu da varlığına dair bir savunma hali diyebiliriz. Evrimsel anlamda bu bilinç seviyesini inşa ederken, kötücül olana, vahşi olana, travmatik olana dair, bir bilişsel çözüm üretmeye çalışırken bir öteki, bir düşmanın tezahürü, kendi güvenliğinin icadıydı. Tedirginlik, savunma hâli, hattâ silahlanma gibi teçhizatla düşüncelerle kurmuştur kendi bilişsel küçük evrenini.

Devamını Okuyun  

7. Sanattan Kesitler/Tevfik Eraslan

Bir kadının tek başına oturmuş televizyonda bir konser izlerken eski kocasının sessizce içeri girmesi ve korkutması ile başlayan bir drama. Karakterlerin zaten tamamen farkında olduğu, ancak bizim farkında olmadığımız bir adam, bir kadın. gerilim, korku, beklenti, ötekinin ihtiyacı, geçmişin gölgeleri gibi temaların eşliğinde bir zamanlar birbirini seven iki insanın derin ve karmaşık bir hikayesinin yavaş yavaş önümüze serildiği film. Noel arifesinde anne-babalarının evinde Noel yemeği yemek üzere yola çıkan bir ailenin gizem ve korku dolu hikayesi.  

Devamını Okuyun  

Sinema Gezegeninin Mizah Ustası Chaplin ve Sineması/Havva Ağral

Chaplin'in oyunculuğu duygusal salınımla işlenmiştir, komiklik ile dramatik anları bir araya getirir. Yüz ifadesi, derin bakışları ve akrobatik yetenekleri, onun oyunculuğunu tanımlar. Bunu başarmak, izleyicinin duygusal bir bağ kurmasını sağlamak anlamına gelir. Onun bu başarısı, seyircinin boşlukları doldurduğu bir iletişim biçimini yaratmak için önemlidir. Şu anki filmler için de, izleyiciyi katkı sunmaya teşvik etmenin yollarını bulmak önemlidir, çünkü insanlar katkı sağlayabilecekleri eserleri daha çok sevmektedirler.

Devamını Okuyun  

7.Sanattan Kesitler/Tevfik Eraslan

Sinema dünyası üçlemelerle doludur,. Her yönetmenin içi kıpır kıpır atar üçleme çekmek için, biz seyircilerin de beğenisine, zevkine, şiarına, cinsel terchine göre boy boy çeşitleri bulunur. Kimi Üç Renk serisine gönül vermiştir kimi Matrix kimi Yüzüklerin Efendisi kimi de Kara Şövalye üçlemesinin bağımlısıdır. Piyasadaki bu bolluğu önceden görüp direkman dördüncü filmle başlayan Yıldız Savaşları esnafını ayrı tutarsak gelmiş geçmiş en iyi üçleme BABA serisidir.

Devamını Okuyun  

Kendi Masalını Yazan Bir Sinemasal/Havva AĞRAL

İnsan, kendi ezoterik içeriğini yazmaya ne zaman başladı? İnsanın kendinde insanüstü bir içerik arama dürtüsü ne zaman başladıysa, büyük olasılıkla o zaman. Dünyada insan harici hiçbir canlının kendi varlığına bu denli şaşkınlıkla baktığını düşünmüyorum. Kendi varlığındaki bir hayret etme durumunu, kendi içsel sisteminde, kendi aczini örtük kılmak adına yapmış olabilir mi?

Devamını Okuyun  
Ayşenur Tanrıverdi'yle Serinlikler Kitabı Üzerine/Mahmut ŞENOL
  •  29.02.2024 19:42

Türk Edebiyatı’nın genç kuşak yazarlarından Ayşenur Tanrıverdi’nin ikinci hikâye kitabı Serinlikler, kısa süre evvel İletişim Yayınları’nca okura sunuldu. İlk eseri birkaç yıl evvel H2O Kitapları tarafından basılmıştı; Yeryüzünün Derinliklerinde Olup Bitenler!

Devamını Okuyun  
Bir Vali'nin Duygu Dünyası/Savaş ÜNLÜ
  •  11.01.2024 18:24

Anadolu’dan bir gencin İstanbul’la tanışması “Çocuk ve İstanbul” şiirinde doğal olarak anlatılmış. İlk kez İstanbul’la tanışan genç birini şaşkınlığı, hayretleri, çaresizliği açık yüreklilikle dizelere dökülmüş. Çaresizliği en somut şu dizede görebiliyoruz: “İstanbul’da bir kuş vardı, kanatsız/ Daha çocuktum” Çocukça gözlemler şiire yansımış: “Fatih’te eski bir külliyenin kuytu köşelerinde/ Cumadan sonra sevaplar dağıtılırdı/ Açlar doymaz/ Kanlı 1 Mayıs yaşanmamıştı daha/ daha çocuktum”

Devamını Okuyun  
Türkiye’nin Ruhu
  •  02.01.2024 13:30

(…) Özellikle yukarıda birbiri ardı sıra verilen ifadelerden hangisine odaklanılırsa o yönde bir ruh (Türkiye’nin ruhu) inşa edilebileceği zaten açıktır. Öyle ki, bu ifadelerden yola çıkarak birbirine zıt ruhlar bile yaratılabilir. Bunların hepsi mümkün. Türkiye’nin ruhu üzerine kim ne söylerse söylesin sanki bir çeşit tutturma gücüne de erişiyor gibi.

Devamını Okuyun  
Kitaplar ve Ayraçlar/ Kendimizi Ölümüne Eğlendiriyoruz/Erinç BÜYÜKAŞIK
  •  01.12.2023 13:01

"1984 yılında", Huxley, "insanlar acı çektirerek kontrol ediliyorlar. Brave New World'de, zevk verilerek kontrol ediliyorlar. " Kısacası, Orwell nefret ettiğimiz şeyin bizi mahvedeceğinden korktu. Huxley sevdiğimiz şeyin bizi mahvedeceğinden korktu. ~Neil Postman

Devamını Okuyun  

Mutfaktaki Gizem/Elif AKŞAHİN

(...)Şunu asla unutmayın; geçmişini bilmeyenin geleceği de olamaz. Hepimizin atası aynı. Çok farklı yerlerden gelmiş ve bir birlerimizden farklı olabiliriz. Hepimiz aynı aşamalardan geçti. Kimimizin değeri, diğerinden daha fazla olabilir. Ancak, kendilerine eşlik ettiğimiz insanlar bunu biliyorlar mı? (...)

Daha Fazla Bilgi

İlya'nın Orman Macerası/Acibe SIKAR

Babaanne ve İlya hazırlıklarını bitirip yola koyuldular.Sabahın verdiği serinlik, İlya'nın yüzünü okşarken kanatlanıp sevinçten uçmak istiyordu adeta. Bir an önce ormana yetişip o mantarları bulmanın da keyfini yaşamak istiyordu.

Daha Fazla Bilgi

Liploka/Elif AKŞAHİN

Bir varmış, bir yokmuş. Çok uzak diyarların birinde bir kulübe de balıkçı yaşarmış. Balıkçı sahilde yaşadığı için, annesi de köyde yaşarmış ve arada sırada oğluna yemek yapar getirirmiş. Oğlu da tuttuğu balıkları satar, parasını annesine verirmiş. Annesinin en büyük dileği, ölmeden önce oğlunun evlendiğini görmekmiş. Köyün kızları, uzun boylu yakışıklı bu delikanlıya bayılırmış ama onun hiç biriyle evlenmeye niyeti yokmuş.

Daha Fazla Bilgi

Paşa'nın Atı/Acibe SIKAR

Paşanın atı bir dut ağacının gölgesinde durdu... Atın çok düşünceli ve üzgün duruşu,dut ağacına yakın su birikintisindeki küçük bir odun parçasının üstünde güneşlenen kurbağanın dikkatini çekti. "Selam,ben seni ilk defa buralarda görüyorum, hoşgeldin, neden böyle üzgünsün?" dedi." Ben, ben, çok çevik ,kuvvetli, paşanın ve ordunun en gözde ve güzel atıydım.Ama şimdi..."

Daha Fazla Bilgi

SAKIZ DAHA GÜZEL/Savaş ÜNLÜ

Okullarda öğrenciler için süt kampanyası başlamıştı. Kentin belediye başkanı bu kampanyaya çok önem veriyordu. Okulları tek tek dolaşıp süt dağıtım işinin nasıl yürüdüğünü özellikle izliyordu. Öğrencilere haftada iki litre süt dağıtılıyordu. Okul çıkışı, ellerinde süt kutularıyla evlerine dönen çocuklar çok mutluydular. Bir aylık kampanya süresinde bile öğrencilerde olumlu gelişmeler gözleniyordu. Zayıf, çelimsiz öğrenciler toparlanmış, kilo almaya başlamışlardı. Bu durum gazetelere bile konu olmuştu…

Daha Fazla Bilgi

Papatya/Gülnar KANDEYER

Masal masal içinde, dünyanın bir yerinde, olan biten her şey masalcının dilinde. Ona kulak verelim, dinleyip bekleyelim. Düşle gerçek ayrılmış mı? Anlayıp öğrenelim. Dinleyen hayale dalar, masalda dersler arar. Masalcının konusu, canlıların dünyası. Hepsi var bu masalda en güzeli, en hası. Uzat dolduralım boşalan her bir tası. #öykü #çocukedebiyatı #edebiyat #kurmaca

Daha Fazla Bilgi

Pınar'ın Masalı/ Gülnar KANDEYER

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde tam dört mevsim saklanır, aynı yılın içinde. Baharlar sizin olsun, eviniz bereketle dolsun. Bu iki mevsim bana yeter. Yazın mısırı haşlarım, kışın kestane közlerim. Masal sevenleri, geliyorlar mı diye gözlerim.

Daha Fazla Bilgi

Kırmızı Başlıklı Kız / Mevsim Yenice

Bir zamanlar küçük bir kız varmış. Hep kırmızı başlıklı bir pelerin giyermiş. Bu nedenle herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız dermiş. Günlerden bir gün, Kırmızı Başlıklı Kız’ın canı babasının yaptığı meşhur kurabiyelerden çekmiş. Babasıyla mutfağa girip birlikte kurabiye yapmışlar.

Daha Fazla Bilgi

Cinsiyetçiliğin Reddi Olarak Çocuk Edebiyatı/Hatice KAPUZ

Cinsiyetçi olmayan çocuk kitabına erişmek oldukça zor. Kitaplarda çoğunlukla başrol erkek karakterlere ait, kadınlar mutfakta, ya da yan rollerde. Çocuklar bu kitaplardaki kahramanlarla özdeşlik kuruyorlar bu yüzden toplumsal cinsiyet eşitliği için aşağıdaki kriterler yardımcı olabilir.

Daha Fazla Bilgi

ALMA (Astrid Lindgren Memorial Award) Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Ödülleri

Çocuk ve gençlik edebiyatı alanında dünyanın en önemli ödüllerinden biri olan ALMA (Astrid Lindgren Memorial Award) ödülleri pandemi zorluklarına rağmen bu yıl fiziksel olarak gerçekleştirilen Bologna Kitap Fuarı’nda açıklandı ve ödül kazanını İsveçli yazar ve çizer Eva Lindström oldu. 2023 ALMA aday başvuruları için: https://alma.se/en/nomination/nominating-bodies/

Daha Fazla Bilgi

Büyülü Dünyaların Gerçekçi Mimarı: Miyazaki/Gizem Deniz SUNA - Kopyala

Çizgilerin sınır tanımadığını her eserinde bir kez daha kanıtlayan Miyazaki; yapımcı, yönetmen ve hikaye anlatıcılığıyla hayatını devam ettirirken izleyicisini büyülü ormanların huzuru içinden hamamların boğucu sıcağına, oradan da okyanus kıyısındaki gezgin bir şatonun kollarına bırakıyor.

Daha Fazla Bilgi
Akbelen Notları-Tanıklıkları/Gezegen Notları (kolektif yazısı)

Akbelen Notları-Tanıklıkları/Gezegen Notları (kolektif yazısı)

Bugün Akbelen direnişinin 700. günü. 17 Temmuz 2021 tarihinde Akbelen Ormanları’nda ağaç kesimine karşı köyün girişinde başlayan çadırlı fiili 7/24 nöbet direnişi 2. yılına yaklaşıyor. Akbelen Ormanları Milas’ın İkizköy mevkinde yer alıyor. Direniş, yaklaşık 50 km’lik çapta bulunan üç termik santrale kömür tedariği için kullanılan maden ocaklarının genişlemesini durduruyor. Geçtiğimiz 40 yılda yürütülen madencilik faaliyetinin yarattığı toplumsal ve ekolojik yıkımın devam etmesini, İkizköy ve civarındaki köyler başta olmak üzere ardında kalan 40’a yakın köyü yutmasını engelliyor.

Devamını Okuyun  
Yeşil, Yeşil ve Yeşil/Emrecan DOĞAN

Yeşil, Yeşil ve Yeşil/Emrecan DOĞAN

Ben bu yazıyı yazmaya başladığımda televizyonlar Antartika kıtasında, bu yılın temmuz ayına kadar Türkiye’nin yüzölçümünün üç katı kadar bir buzulun yok olduğunun tespit edildiğini anons geçiyordu. Belki sizler bu yazıyı okuyana kadar aradan geçen sürede de hiç değilse İstanbul kadar bir buzul daha erimiştir. Buzulların hiç şüphesiz ki erime nedeni küresel ısınma ve aniden çok hızlı bir şekilde yükselen sıcaklar.

Devamını Okuyun  
Gezegen Yazıları/Dünya Durursa Ne Olur?/Ruhşen Doğan NAR

Gezegen Yazıları/Dünya Durursa Ne Olur?/Ruhşen Doğan NAR

Gezegeni bir anda durdurursanız, üzerinde olan her şey aniden doğuya doğru uçar. İnsanların, evlerin, ağaçların, kayaların ve çok daha fazlasının saatte yüzlerce kilometre hızla yana doğru fırladığını düşünün. Sonrasındaysa, gezegen kadar hızlı dönen yüksek hızlı rüzgârlar, yüzeyde geriye kalanları silip süpürürdü.

Devamını Okuyun  
İklim Krizi, Mezopotamya ve Mitler Üzerine/Erinç BÜYÜKAŞIK

İklim Krizi, Mezopotamya ve Mitler Üzerine/Erinç BÜYÜKAŞIK

İklim değişimi ve iklim krizleri bağlamında bir coğrafyanın veya coğrafyaların tarihlerini, uygarlık adına insanlığın lineer evrimini okumaya çalıştığımızda öncelikle şu saptamaları yapmamız uygun düşecektir.

Devamını Okuyun  

Dil/Etimoloji Tartışmaları

  •  09.11.2023 21:14
KOLEKTİF SESLENİŞ image
BAŞIMIZ SAĞ OLSUN.

Nâzım Hikmet "1940 Büyük Erzincan Depremi" üzerine bu şiiri yazdığında iki yıldır tutukluydu. Sonuna bir de  not eklemişti: "Kesemde verecek şey yok. Yüreğimden verdim. N. H."



"KARA HABER" / NÂZIM HİKMET


Erzincan'da bir kuş var
kanadında gümüş yok.
Gitti yârim gelmedi
gayrı bunda bir iş yok.
Oy, dağlar, dağlar, dağlar...
Aldı ellerine kanlı başını
karın ortasında Erzincan ağlar...
O ağlamasın da kimler ağlasın...


Kar yağar lapa lapa
tipidir gelir geçer...
Yan yana sırtüstü yatan ölüler
akşam olur tandıramaz ateşini yandıramaz...


Gün ağarır, şafak söker
kimsecikler gitmez suya.
Ezilmiş başlarıyla ölüler
vardılar uyanılmaz uykuya.


Ses edip geceye beyaz taşından
kışlanın saati çaldı ikiyi.
Ne çabuk, lahzada bitti yaşamak.
Kimisi altı aylık,
kiminin sakalı ak,
kimi on üç, on dört yaşında;
kimi yola gidecek,
kimisi mektup bekler yan yana sırtüstü yatan ölüler...


Yayıkta yağ vardı, dövülemedi,
ak peynir torbaya koyulamadı,
hasret gitti ölüler
dünyaya doyulamadı...


Uyanıp kaçamadılar,
kuş olup uçamadılar,
açıldı kuyular kimse inemez.
Erzincan beygiri rahvandır amma
ölüler ata binemez yan yana sırtüstü yatan ölüler...

Walter Benjamin’in Kavramlarıyla “Hikaye Anlatıcısı”nın Görsel Temsilcisi: Hayao Miyazaki /Aygün Şen* 1

Miyazaki animeleri, çocukluktaki masumiyet ve duru görüşlülük, doğa-insan ilişkileri, erginleşme ve kahramanın yolculuğu gibi evrensel temaları ele alırken, Japon kültürü ve yaşayışı konusundaki en temel bilgileri de içermektedir.

Devamını Okuyun

Sema Kaygusuz’un 'Yüzünde Bir Yer' Romanının Bir Hermeneutik Terimi Olan ‘Ufuk Kaynaşması’ Bakımından İncelenmesi/Mehmet Doruk Kandemir

Hermeneutik bir anlam bilimi olarak Batı eleştirisinde özellikle 20. Yüzyılda yaygınlık kazanmış kuramdır. Kendi içinde birçok terim barındıran hermeneutiğin en belirgin ıstılahlarından biri ise “ufuk kaynaşması”dır.

Devamını Okuyun

Mehmet Âkif ’te İslâm Düşüncesinin Temel Problemi Olarak Sorunlu Tevekkül Anlayışı ve Eleştirisi /M. Kazım Arıcan*

Âkif, İslam düşüncesi genelinde ve kendi bulunduğu Osmanlı toplumu özelinde yaygın olarak var olan tevekkül anlayışını sorunlu bir anlayış olarak görür. Hatta ona göre yanlış tevekkül anlayışı, yanlış bir kader anlayışı da oluşturmaktadır.

Devamını Okuyun

Edebî Metinleri Eleştirel Bir Dikkatle Okumak: Eleştirel Edebî Okuryazarlık /Ömer Solak*

Türkiye’de 2000’li yıllardan sonra okuma süreçleri, okur yeterlilikleri/alışkanlıkları ve okuryazarlığı iletişim, toplum ve eleştirel kültürle ilişkilendiren çalışmaların sayısı artmıştır (Akkoyunlu, Kurbanoğlu, 2003; Aşıcı, 2009; Kurudayıoğlu Tüzel, 2010; Türk- yılmaz, Can, Karadeniz, 2010).

Devamını Okuyun

Oğuz Atay’ın ‘Unutulan’ Öyküsünde Hayal Unsurunun Kurgulandığı Gerçeklik Olgusu/ Veysel Altuntaş*

“Unutulan” öyküsü tavan arasında geçer fakat bu sadece bizim hayal dünyamızı sınırlandıran bir gerçeklik olarak kalır. Çünkü Atay bu öyküsünde tavan arasında bulunan herbir eşya ile kurduğu bağı anımsar. Yaşanmışlıkları gözler önüne serer.

Devamını Okuyun

SINAV VE İKTİDARIN MEŞRUİYETİ: “VE PADİŞAH KELOĞLAN’A SORAR....”/*İbrahim Hakan Dönmez

Bu çalışmada, iktidar açısından bir meşruiyet aracı olarak kabul ettiğimiz sınavın, tarih boyunca mitler ve onların izdüşümleri olan masallar yoluyla günümüze kadar nasıl taşındığı, içerisinde sınav kurgusunun bulunduğu bir Keloğlan masalının söylemsel analizi ile ortaya konmaya çalışılacaktır.

Devamını Okuyun


                                                              
#edebiyat #edebiyatkolektifi #öykü #kurmaca #metin #türkedebiyatı #sanat #makale #edebiyatgündemi #kitaplar2023



FOTOĞRAFA DAİR Bir fotoğrafa çoğu zaman bakılır, nadiren incelenir. Fotoğraf makinasının en önemli parçası onun 30 cm arkasında durandır. Manzara fotoğrafı bir fotoğrafçı için en büyük testtir; bazen de en büyük hayal kırıklığı. -Henri Cartier-Bresson↓ #edebiyat #+edebiyatkolektifi #öykü #kurmaca #metin #türkedebiyatı #sanat #makale #edebiyatgündemi #kitaplar

Öykü, incelemelerinizi e-posta adresimize ulaştırabilirsiniz. Genel Yayın Yönetmeni: Erinç BÜYÜKAŞIK Sayfa Editörleri: Fatma ALTUN, Ebru Zeynep DİŞİAÇIK, Erinç BÜYÜKAŞIK, Enver KARAHAN