Yazının Tanıklığı/Tanıklığın Yazıları  

Nostalji ve Yolculuk/Ümit Ahmet DUMAN

Nostalji ve Yolculuk/Ümit Ahmet DUMAN

Yürüyorum, kepenkleri hiç olmamış, kapanmaya da tenezzül edilmeyen, içinde in cin top oynayan sessiz dükkanların önünden mahallenin ikinci bakkal dükkanına doğru. Yıllar önce geldiğimi duymuş, kızlarının getirdiği böreği anımsıyorum da bir sürpriz bekliyorum ama nafile, yalnızlığıma dolu dolu sarılıyorum.

Devamını Okuyun  
Bir Katilin Anatomisi/M.Ali GÜNER

Bir Katilin Anatomisi/M.Ali GÜNER

Pala Nedim kendisine enayi dedirtecek bir adam değildi, çok acımasızdı. Süleyman Bey asla işin buralara varacağını düşünmemişti. Mutlaka bir çözüm bulacağını düşünürken yavaş yavaş yolun sonuna gelmişti, yapacak hiçbir şeyi yoktu. Gidip tekrar yalvarıp süre isteyecekti ancak Pala Nedim görüşmeyi kabul etmedi, kimse ona borç vermedi.

Devamını Okuyun  
Dur Bakalım/Gürbüz DEMİR

Dur Bakalım/Gürbüz DEMİR

Dönerek pencere camındaki yüzüne, neye karar verdin, ne yapmak istiyorsun? diye seslendi. Pencere camının ardındaki üzgün ve endişeli yüzü cevap verdi. Eksikliğini duymuşuz hep, eksikliğe şükretmişiz.

Devamını Okuyun  
Yara/Emin SALMAN

Yara/Emin SALMAN

Sırtımızda yaramızın gömleğiyle dolaşırız bu topraklarda. Kanatır her gün bizi, birilerini. Rahat yüzü göstermemek için yemin etmişçesine sürekli yeni yaraları kanatır.

Devamını Okuyun  
Beden Yazısı/Sezai SARIOĞLU

Beden Yazısı/Sezai SARIOĞLU

Aynayla vedalaştı. Pencereden sokağa baktı. Her sabah öyle yapardı. Evden çıkar çıkmaz, özenle tarayıp şekiller verdiği, siyaseten boyattığını zannettikleri doğuştan kızıl saçlarını militanca bir baş hareketiyle dağıttı. Eve, kapıya, pencerelere baktı. Hep böyle yapardı. Perdenin aralığından bakan annesiyle vedalaştı. Yürümeye başladı.

Devamını Okuyun  
Bir Kıyamın Alameti Farikası/Erinç BÜYÜKAŞIK

Bir Kıyamın Alameti Farikası/Erinç BÜYÜKAŞIK

Çamurları, toprak yığınını kaldıra kaldıra dokuz gölge, kapıları kırarak giriyor evlere. Ahmet’in gölgesi beliriveriyor dibinde yine. Susuyor yine. Ahmet’in muzip gülüşü, gamzesi beliriyor bir şekilde. Onu bundan sevmişti ilk gördüğünde. Gamzesine bayılmıştı oğlanın, kibarlığına bir de. Kasabanın diğer oğlanları gibi hoyrat, delibozuklardan da değildi hani. Paslı balkon demirlerine dayanıp ölü çiçekleri izliyor.

Devamını Okuyun  
Adanalı Bir Deli.../Mehmet Ali GÜNER

Adanalı Bir Deli.../Mehmet Ali GÜNER

Evet, adım bu benim. Deli. Bana deli derler. Çünkü ben kimsenin görmediği mavi kediyi görürüm. Ben, gözlerimi sonuna kadar açınca sokakları ışıl ışıl yapan vitrinlerdeki cansız mankenleri gülümserken görürüm.

Devamını Okuyun  
Avamın Keyfi Yerinde/Emin SALMAN

Avamın Keyfi Yerinde/Emin SALMAN

Gözlerini hep başkalarına çeviren bu kör kalabalığın kendisini görmesi mümkün değildir. Bundandır sohbetleri yavan, anlamsız ve gereksiz sözcüklere dönüşmektedir. Zamanın yitirilmişliğinde nerede olduklarının farkında olmayanlar misali sıkıntılarının, yalnızlıklarının, çaresizliklerinin girdabında boş avuntularla oyalanır, dururlar.

Devamını Okuyun  
Hüzün, Umut  ve İnsan/M.Ali GÜNER

Hüzün, Umut  ve İnsan/M.Ali GÜNER

Annesinin itiklediği sandalyede oturan çocuk, çocuk dediğime bakma, yirmi beş yaşlarında bir koca adamdı. Yeni tıraş olmuş, çenesindeki ve dudak altındaki belli belirsiz tüylere ise dokunmamıştı.

Devamını Okuyun  
Severek Kullanılan, Beğenilmeyen Dolap/Nurtuluğ R. TUKSAVUL

Severek Kullanılan, Beğenilmeyen Dolap/Nurtuluğ R. TUKSAVUL

Kahvesinden arka arkaya iki yudum daha aldı. Başını sol yana çevirdi. Duvardaki fotoğrafa baktı. “Sen bırakıp gittin, ben de vazgeçebilirim.” dedi ve çerçeveyi düzeltmek için kolçaklardan destek alarak ayağa kalktı.

Devamını Okuyun  
Barış ve Umut/Emin SALMAN

Barış ve Umut/Emin SALMAN

Peri masallarındaki prenslerin ve prenseslerin mutluluklarının gizemine dalıyorum. Sahiden yaşandı mı o masallarda anlatılanlar. İnsanlar sakin ve sessizce izledi mi, tahammül edebildi mi… Kavgalardan fırsat bulup tadına varabildi mi…

Devamını Okuyun  
Çukurova'da Bir Sevda/Mehmet Ali GÜNER

Çukurova'da Bir Sevda/Mehmet Ali GÜNER

Eve doluşan köyün genç kızları, merakla sormuşlar babaanneme: “Kız Fadime, senin adam hangisi?” Kınalı elleri kanaviçe perdeyi hafifçe aralamış. Evin önündeki tarlayı süren iki pehlivandan uzunca olanına işaret etmiş: “Şu esmercesi olacak herhalde. Zifiriydi oda, seçemedim.” demiş.

Devamını Okuyun